Çankırı Barosu 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Açıklaması

DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

Dünyada kadınlara atfedilen bu gün kadınların eşitsizliğe, ayrımcılığa ve onlara diretilen koşullara karşı haklarını elde etmek için verdikleri mücadelenin simgesi haline gelmiştir.1977’de Birleşmiş Milletler tarafından emekçi kadınlar günü olarak kutlanılmasına karar verilmiş ise de o günden bu yana ne yazık ki kadınlar cephesinde çok fazla değişen bir şey olmamıştır. Hala dünyada ve ülkemizde kadın ve erkek eşitliği noktasında ciddi farklılıkların olduğu, bu durumun küresel bir sorun olarak karşımıza çıktığı görülmektedir.

Toplumsal değer yargılarını oluşturan inanç kökenleri ve kültürel şartlanma gibi birçok sebeple kadınların toplum içindeki konumu ve yaşanan haksızlıklar günümüzde yapılan hukuksal çalışmaların uygulanabilirliğini güçleştirmektedir. Hakların kâğıt üzerinde tanınması ile kadının kendisine tanınan haklardan uygulamada ne ölçüde yararlanabildiği farklı olgulardır. Ataerkil toplumlar, inanışlarına yorumlarını ekleyerek gelenek haline dönüştürenler, kadının güçlenip aile içinde ve dışında kamusal alanda söz sahibi olmasını istemeyen, bilgi sahibi cesur kadınlardan korkan zihniyetler ne yazık ki bize kadın haklarının tam anlamıyla yaşama geçirilmesi için henüz uzun ve engebeli bir yolun aşılması gerektiğini göstermektedir. Kadınları koruyabilmek, daha etkin, daha özgür bir kimlik ile sosyal yaşama katılmaları adına yasalar çıkarabilen bir ülke olmanın yanı sıra onları uygulamayı bilen bir ülke olmak gerekmektedir. İstanbul Sözleşmesi(Kadına Yönelik Şiddetin ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi) ve CEDAW(Kadına Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi) gibi taraf olunan sözleşmelerde taahhüt edilenler, kadınların eğitim düzeyi, siyasi yaşama sosyal hayata aktif katılımı ve kadın sağlığı konusundaki göstergeler açısından değerlendirildiğinde olması gerekenden çok uzaktır. Yaşamsal olan yüksek değerde maddeler içeren bu hukuki metinlerin sorumluluk ve hukuk bilinciyle uygulamaya geçirilmesidir. Toplumsal bilinç eksikliği çoğu zaman özellikle her türlü şiddet, ayrımcılık vb. durumlara maruz kadınların haklarının farkında olmadığı gibi hak arama sürecini başlatacak kurumlarla iletişime geçememesi şeklinde de ortaya çıkmaktadır. Hukuksal düzenlemelerle toplumsal bütünlüğün oluşturulamaması kadının bedensel ve ruh sağlığını etkilemekle kalmayıp, kendine olan saygısını güvenini, yaşam kalitesini ve yaşamını kontrol etme yetisini yitirmesine neden olduğu gibi hak ettiği konumda yer almamasına da neden olmaktadır.İnsan haklarının vazgeçilmez bir parçası olan kadın haklarının yasal hak bilinciyle ve savunma cesareti içinde, kadınların sırf kadın oldukları için gördükleri ihlaller karşısında somut adımlar atmak ve kararlı bir duruş sergilemek hepimizin görevidir.

Dünyada kadınlara ayrımcılık uygulayan, her türlü hakkı gasp edilen hiçbir ülke yok ki gelişip kalkınsın. Toplum olarak vicdani ve ahlaki bir adalet anlayışıyla hukuksal düzenlemelerin geliştirilmesi, gerçek anlamda yaşama geçirilmesi ve zihniyet değişiminin gerçekleştirilmesi adına gerekli gayretin gösterilmesi gerekir. Bu çaba bir günle vurgulayarak değil, hepimizin daimi sürdürmesi gereken bir mücadeledir. Yeryüzünde gördüğümüz her şeyin kadının eseri olduğu anlayışıyla; emeğiyle dünyayı güzelleştiren tüm kadınların dünya emekçi kadınlar günü kutlu olsun.

Av.Derya ASLAN
Çankırı Barosu Kadın Hak.Kom.Başk.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.