Ülke gündeminde en çok tartışılan ve bir o kadar sıkıntılı meselelerden birisi oldu siyasetteki temsil gerçeği!... 

Geçen gün Çorum'dan bir misafirim geldi, epeydir görüşmemiştik uzun uzadıya sohbet etme fırsatı bulduk. Sohbettin konusu döndü dolaştı haliyle siyasete kadar geldi. 

Bana Çorum’un görevden alınan Belediye Başkanını anlattı; aslında icraatleriyle oldukça başarılı bir tablo çizen çalışkan, mahir bir başkan olduğunu ancak bazı şahsi ihtiraslarının kurbanı olduğunu söyledi. Hatta o kadar'ki; Çorumun çok temiz bir esnafını sırf kendisini eleştirdiği ve muhalif tavır sergilediği için ceza yağmuruna tuttuğundan söz etti. 

Eee boşa denmemiş, basit insanlar kişilerle büyük insanlar ise olaylarla uğraşır, uzak ve yakın tarihimiz bunun sayısız örnekleri ile doludur. 
Bahse konu adamcağızı artık iş yapamaz duruma kadar getirdiğinden ve maddi olarak oldukça sarstığından bahsetti ve görevden alındığını duyunca ise;
 - Şükrü kardeşim zamanında senden dinlemiş olduğum bir hikaye aklıma geldi dedi.

 İsterseniz şimdi size’de anlatayım bu hikayeyi; 

Zamanın birinde istanbul’da bir külhanbeyi yaşarmış, eskilerin değimiyle astığı astık kestiği kestik namlı bir kabadayı imiş.  

Bir sabah evinden çıkmış yüksekçe bir cadde başında olan evinden aşağı doğru inerken o semtin berberinde traş olan ihtiyar bir derviş gözüne ilişmiş. 
Adamcağızın ümre planı varmış’ki, sıcakta rahat ederim kafam terlemez gibisine saçını usturaya vurduruyormuş, bizim külhanbeyi dalıvermiş berbere; adamcağızın bu halini fırsat bilip başlamış ensesine tokat vurup – Kabağa bak kabağa deyip alay etmeye... 

Berber müşterinin rahatsızlığını hissediyor ama korkusundan oda bir şey diyemiyormuş, son kez haydi eyvallah kabak deyip enseye son tokadıda attıktan sonra dükkandan dışarı çıkar ve tam karşı kaldırıma geçecekken freni patlamış bir kamyonun altında kalarak can verir...

Gözlerinin önünde bu durum vuku bulunca berber ihtiyar dervişe; –Şeyhim ceza biraz ağır olmadımı diyerek sitem eder.
İhtiyar derviş ise; “- Kardeşim Vallahi ben beddua etmedim, gönülden kırılmadım, adamın cahilliğine saydım ama herhalde kabağın sahibini fena kızdırdı demiş. 

Hepimizin bildiği bir atasözümüz vardır, mahkeme kadıya mülk değildir, insanların üstlenmiş olduğu görevler gelip geçicidir ve bu hal kendileri için bir imtihandır ya hakkıyla yerine getirecek gönüllere taht kuracaklar veya rezil olup kimsenin yanında itibarları kalmayacak…. 

Sayın Cumhurbaşkanımızı tanıyoruz, şahsına güvenimiz ve samimiyetine inancımız tamdır. Yeri gelince cemaatin başına geçip imamlık yapar, şehit cenazesine gidip Kuran okur, ameli ve nazari bilgisinin yanı sıra aynı zamanda yaşantısıylada donanımlı bir şahsiyettir. 
Dahası siyasetteki, ülke idaresindeki ve uluslar arası devlet ilişkilerindeki Ülkemizi ve dahası İslam ve gönül coğrafyası dediğimiz bölgenin tamamını temsil hususundaki başarıları her kesimce malümdur… 

Peki gel gelelim Reisi temsil ve ilzama yetkili insanlara;
 
Her il ve ilçenin Ak Parti Başkan ve Ak Partili Belediye Başkanları bugün Reisi temsil etmektedir!
Ancak birçok il ve ilçede sevk ve idare hususunda büyük sıkıntılar olduğunu duyuyoruz...

Ahlaki yönüyle, yaşantısıyla,  icraatleriyle, duruşuyla ve durumuyla Reise tamamen zıt proflde olan bazı insanların bugün kasıla kasıla Reisi temsil ettiklerine şahit oluyoruz!

Bunların birçoğu toplumca sevilmeyen, ahlaken erezyona uğramış, yaptıkları her işin şayibeli olduğu artık bütün kesimlerce kabul görmüş insan müsvetteleridir.

Bazılarının hakkında açılmış birçok yolsuzluk, güveni kötüye kullanma, evrakta sahtecilik  davalarının olduğunu biliyor veya duyuyoruz bu isimler kamuoyuncada malümdur…. 

Kimilerinin ise eline yetki geçtikten sonra kendisini film kahramanı gibi hissederek asli görevini bir tarafa bırakıp temsil yetkisini kötüye kullandıklarına şahit oluyoruz… 

Bazı belediyelerde yolsuzluklar olduğu, dahası fetö terör örgütü ile teşriki mesai içinde olan birçok Ak Partiliyim diyen AKP li rançlılarla el ele verip millete zulüm ettiği, memurun gözünü korkuttuğu, haksız kazanç elde ettiği, Ak Partiyi bir rant ve gelir kapısı olarak gördüğü, temsil yetkisini kötüye kullanarak kendilerinin ve yakın çevrelerinin birçok değişik menfaatler elde ettikleri dedikodularını fazlasıyla işitiyoruz.

Bırakınız Ak Partiyi Müslüman ahlakına yakışmayan birçok çirkin hadiselerin ucu başı maalesef temsil noktasına dayanmaktadır... 

İllaki içlerinde çok başarılı dürüst görevini layıkıyla yerine getirip milletin emanetini kılı kırk yararak idare eden gurur kaynağı olan temsilcilerden var., kötüler olduğu kadar iyi olanlar muhakkak'ki var onları her daim tenzih ederim. 

Tabiki millete ve emanete yaptığı ihaneti kılıfına uydurmaya çalışanlar ise gözümüzden asla kaçmıyor.

Vaktin birinde bir değirmenci varmış, gelen gidenin hububatını, ununu çalarmış. Bunun bu huyunu bilirler ancak civarda başka değirmen olmadığı için mecbur katlanırlarmış. 
Günün birinde değirmenci ölümcül bir hastalığa düçhar olur, kimse ziyaretine gelmez kapısını çalan olmaz, yanına gelen bir akrabası; 
- Bak kardeşim görüyorsun geleni gideni soydun, bugün kimse ziyaretine dahi gelmiyor hiç olmasa bu adamlardan hayatta olanları çağıralım da helalleş, en azından üzerinde bu kadar kul hakkı ile gitme öbür dünyaya der. 
Değirmencinin vardiği cevap enteresandır ;
-    Evet ben onların hubuatlarını çaldım ama aynı zamanda onlara iyilikte yaptım,
 çaldığım hububatları kadar eşeklerinin ve kendilerinin taşıyacağı yükü hafiflettim der…. 

O emanet makamları şahsi hırsları ve çıkarları için kalkan edip kullanan, kendi hanedanlarını kuran, zorbalıkla, çete faaliyetleriyle, can yaktıran, huzur bozduran, iktidar gücünü tehdit algısı olarak kullanan, arsızlıkla, yolsuzlukla rant elde eden yetkililer şunu gayet iyi bilsinlerki;
Tüyü bitmedik yetimin zerreyi miktar dahi olsa haklarının hesabının sorulacağı gün muhakkak gelecektir. 
Ahirete daha çok var, kefenin cebi yok ama pantolonun var düşüncesinde olan pantolonlu hırsızların hesap vereceği gün ise çok daha yakındır…
 
Selam ve dua ile...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.