banner17

Yedi Ceddinizi Anıyoruz
Türkiye siyasi tarihinin en karanlık dönemlerinden biri olan 28 Şubat sürecinde toplumun büyük bir kesimine karşı zulmedilmiş, insanlar inancı sebebiyle yıllarca küçük düşürülmeye çalışılmış, başörtülü kadınlar türlü hakaretlere maruz kalmıştı. 

Hemen hemen her gün medya organları aracılığıyla, çeşitli mizansenler hazırlanarak dini gruplar ve dini hassasiyet taşıyan insanlar ekranlardan ve gazete manşetlerinden potansiyel suçlu ilan edilmiş ve bu yayınlar gerilim müzikleri ve dehşete düşüren görsellerle desteklenmişti. 

Ana haber bültenlerinde dindar insanlar, algı operasyonuna tabi tutulmuş, yüzde 99'u müslüman olan ülkede müslüman müslümandan korkar hale getirilmişti. 

28 Şubat darbesi, başta muhafazakar kesime karşı başörtüsü yasağı gibi alçakça uygulamalara ve insan hakları ihlallerine sahne olmuş, bu süreçte başörtülü öğrenciler okullardan atılmış, ikna odaları kurulup başlarını açmaları için zorlanmış ve çok sayıda kamu personeli işinden atılmıştır.

"İrticayla mücadele eylem planı" ile anılan bu süreçte verilen kararların ve yaptırımların uygulanıp uygulanmadığı denetlemek için Çevik Bir öncülüğünde Batı Çalışma Grubu kurulmuştu.

28 ŞUBAT'TA ALINAN KARARLAR

28 Şubat'ta yapılan MGK toplantısı 9 saat sürdü. MGK laikliğin Türkiye'de demokrasi ve hukukun teminatı olduğunu vurguladı. 28 Şubat 1997'deki MGK kararları hükümete bildirildi. Kararda, "laiklik için yasalar uygulanmalı, tarikatlara bağlı okullar denetlenmeli ve MEB'e devredilmeli, 8 yıllık kesintisiz eğitime geçilmeli, Kuran kursları denetlenmeli, Tevhidi Tedrisat uygulanmalı, tarikatlar kapatılmalı, irtica nedeniyle ordudan atılanları savunan ve orduyu din düşmanıymış gibi gösteren medya kontrol altına alınmalı, kıyafet kanununa riayet edilmeli, kurban derileri derneklere verilmemeli, Atatürk aleyhindeki eylemler cezalandırılmalı"deniyordu.

ASKERDEN MAHKEMELERE "İRTİCA BRİFİNGİ"

10 Haziran'da Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay başkan ve üyeleri Genelkurmay Başkanlığı'na çağrılarak kendilerine irtica konusunda brifing verildi

MECLİS'TE KAVAKÇI'YA AĞIR SÖZLER

Fazilet Partisi 18 Nisan 1999 tarihinde yapılan seçimlerde 111 milletvekili çıkarmış ve meclisteki yerini almış, İstanbul'dan milletvekili seçilen Merve Kavakçı 2 Mayıs 1999 tarihinde Yüksek Seçim Kurulu'ndan mazbatasını aldıktan sonra meclisin açılış oturumuna katılmak için TBMM Genel Kurul Salonu'na gelmiş ancak başörtüsüyle meclis genel kuruluna girmesi üzerine Demokratik Sol Parti (DSP) milletvekilleri kudurmuş gibi sıralara vurarak ve yuhalayarak Kavakçı'yı protesto etmişler, bu sırada DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit meclis kürsüsüne gelip ağzından köpükler saçarak şu sözleri söylemişti.:

"Burası hiç kimsenin özel yaşam mekanı değildir. Burası devletin en yüce kurumudur. Burada görev yapanlar devletin kurallarına uymak zorundadırlar. Burası devlete meydan okunacak yer değildir. Lütfen bu hanıma haddini bildiriniz!"

DEMİREL'DEN BÜYÜK İHANET

 28 Şubat'ın en dikkat çeken isimlerinden biriside dönemin Türkiye Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel olmuştur. Süreç içerisinde "irtica" ile mücadelesi için silahlı kuvvetleri desteklemiş, Refahyol hükümetinin uygulamalarını eleştirmiş ve Türkiye'de askerî müdahalelerin ağır sonuçları olduğunu söyleyerek bir topluluk konuşmasında "Çıkın sokaklara, yıkın bu hükümeti" demiştir.

Demirel, 2006 yılında bir televizyon programında başörtüsü yasağıyla ilgili olarak şöyle konuşmuştur:

"Orası üniversite, oranın kuralları var. Danıştay, Anayasa Mahkemesi karar vermiş. İlle başı bağlı okumak istiyorsan, başı bağlı olarak okunabilen yerler var, oraya git. Arabistan'da falan öyle yerler vardır, oraya gidin, orada okuyun! Türkiye lalikten vazgeçemez. Herkes aklını başına toplasın. Bu ülkenin halkı yüzde 99'u Müslüman diye, Müslümanlığı istismar ederek, bu milleti arkamıza düşürürüz diye düşünen varsa aldanıyor. Hem de çok aldanmaktadır. Cumhuriyet 5'inci neslini yetiştirmiştir ve bu nesil cumhuriyete sahip çıkmaktadır. Türban özgürlük falan değildir. Bu gericiliktir."

 

KORKAKÇA İNKAR ETTİ!

28 Şubat döneminde Ankara Sincan'da tank yürüten emekli Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Erdal Ceylanoğlu, bin yıl sürecek denilen süreç hakkında açılan soruşturma neticesinde savcılıkta verdiği ifadesinde, "Tanklar bakım için yürütüldü.Tankların yürütüldüğü gün izinliydim." diyerek, yapılan rezilliği korkakça inkar etmiştir.

28 ŞUBAT'TA TERÖRİSTBAŞI FETHULLAH GÜLEN'İN DURUŞU

1997 yılında zirveye ulaşan baskılar ve hukuksuzluklarla insanların özgürlükleri ellerinden alındığında, türlü hakaretlere maruz bırakıldıklarında, FETÖ lideri Teröristbaşı Fethullah Gülen hiç düşünmeden tüm darbelerde olduğu gibi darbeci zihniyetin yanında yer alıvermişti.


Refah-Yol Hükümeti, Sincan'da tankların yürümesiyle ve medyanın baskılarıyla düşürülmüş, imam hatip liseleri kapatılmış, okullardaki ve diğer kamusal alanlardaki başörtüsü yasağı da dikkatle takip edilir hale gelmişti.

28 ŞUBAT'TA SADECE FETÖ ZARAR GÖRMEDİ

Bütün dini grupların baskı altına alındığı o dönemden sadece FETÖ zararsız çıkmıştı. Aksine Terörist başı , merkez medyaya demeçler veriyor, canlı yayınlara çıkıyor, Hürriyet gibi gazetelere manşet oluyordu. 

"BECEREMEDİNİZ BIRAKIN"

FETÖ Lideri  o dönemde merkez medyaya "(Refah-Yol Hükümeti hakkında) Bugün Türkiye'yi idare edenler gerekli performansı ortaya koyamadılar. Ben ayrılayım ve yardımcı olayım. Siz Türkiye'de nasıl bir idare istiyorsanız onu teşkil edin ve milleti idare edin diyemediler" şeklinde açıklamalarda bulunuyordu. 

"ASKERLER DAHA DEMOKRAT"

Yine Teröristbaşı darbeci zihniyet hakkında "belki antidemokratik davranıyor sayılabilirler. Ama onlar konumlarının gereğini, Anayasa'nın kendilerine verdiği şeyleri yerine getiriyorlar. Ben zannediyorum, onlar bazı sivil kesimlerden daha demokrat" şeklinde akıllara ziyan sözler sarf ediyordu. 

"ÇOK MANTIKİ DAVRANIYORLAR"

Baskıyı görünce "başörtüsü fürüattandır" diyerek büyük hayal kırıklığına sebep olan FETÖ Liderinin, milyonlarca genç kıza yıllarca gözyaşı döktüren, haksız yere insanları işinden eden, yine milyonlarca insanı zan altında bırakan, türlü hukuksuzluklara imza atan darbeci zihniyet hakkında "kuvvet ellerinde olduğu halde çok mantıki davranıyorlar, epey zamandan beri çok muhakemeli davranıyorlar" şeklindeki sözleri de utanç verici şekilde tarihe not düşülmüştü.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
celalettin 10 ay önce

yedi vedlarini anmayı bırakın, han, oy verin yargılayalım diyenlere 13 yıldır neden yargılamadıklarını, gösteriş olsun diye ifadesi alınanlara da neden beraat verildiğini sorun. biz referandum günü 20 yıllık zaman aşımına uğradığını, bu şartlar altında yargılanamayacaklarını söylemiştik.

banner13

banner16