banner17

Şapka İnkılabı Devrim Değil Cinayettir

Atatürk'ün Çankırı'ya gelişi ve Şapka İnkılâbı’nın 91. yıl dönümü şapkasız bir zevatın katılımıyla Atatürk Anıtı önünde düzenlenen tören ile kutlandı! 

Tören, Atatürk'ün Çankırı'ya gelişini temsil eden Türk Bayrağı'nın öğrenciler tarafından Vali Mesut Köse’ye teslim edilmesi ile başladı. Vali Köse “Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Kurtuluş Savaşı’nı tamamladıktan sonra çağdaşlaşma yolunda ilk adımlarını atma sureti ile Çankırı ilimizi de ziyaret etmesi bir mutluluk vesilesidir. Bu bayrağı da bu bahtiyarlıkla teslim alıyorum. Eğer bu devlet Türk Devleti, bu millet Türk milleti ise ve Çankırılı vatandaşlarım gibi insanlardan oluşuyorsa bizim kurtuluş mücadelemiz hiçbir zaman son bulmayacak ve hiçbir düşman bu milleti, bu devleti yıkamayacak, pes ettiremeyecek. Mesajı da bu vesile ile dâhili ve harici tüm düşmanlara vermek istiyorum.” dedi ve Türk Bayrağı’nı öperek teslim aldı. 

Tören, saygı duruşu, İstiklal Marşı’nın okunması, Belediye Başkanı İrfan Dinç’in Belediye Başkanlığı çelengini Atatürk Anıtı’na koyması ve Atatürk'ün Çankırılılara hitaben yaptığı konuşmanın okunması ile devam etti. 

Günün anlam ve önemi ile ilgili yaptığı konuşmada Atatürk’ün Şapka İnkılâbı için Çankırı-Ilgaz-Kastamonu-İnebolu güzergâhını tercih etmesinin tesadüf olmadığını belirten Belediye Başkanı İrfan Dinç, 25 Ağustos 1925 tarihinin şapka inkılâbının fiilen Çankırı’da başladığı tarihin adı olduğunu vurguladı. Kadını erkeği, çoluğu çocuğu ile fedakârlığın en üst düzeyde ortaya koyulmasının bu bölgenin seçilmesi açısından önem arz ettiğini belirten Başkan Dinç, “ Yanığın Emineler, Şerife Bacılar, Kara Fatmalar dün olduğu gibi bugün de İstiklal Savaşı’nın bir numaralı kahramanlarıdır. Onlar, kışın zor şartlarında Ilgaz dağının geçit vermediği, karın metrelerce yükseklikte olduğu zor kış şartlarında cephaneyi Polatlı’daki depoya taşımak için ne tür fedakârlıklar gösterdiler hep gözyaşları ile okuduk. Yavrusunun üzerindeki mermiyi aman nem kapmasın diye cephaneye örten toplum, fedakâr ana ancak Anadolu’da vardır. Başka bir ülkede bunun örneğini göremezsiniz. O yüzden Çankırı toplumu dün olduğu gibi bugün de Atası’nın özgürlüklerinin, demokrasisinin ve değerlerinin her zaman yanındadır.” diye konuştu.  



Çankırı’da 1947 yılında yapılan Atatürk Anıtı’nın hür düşünce ve istiklali sembolize eden yegâne anıt olduğunu söyleyen Dinç,  anıtın ilk restorasyonu da, Atatürk’ün 23 Ağustos 1925 Çankırı ziyaretinden tam 86 yıl sonra onun bu ziyaretini kitaplaştırmak, belge şeklinde tarihe kazandırmak da yine kendilerine nasip olduğunu ifade etti. 

Başkan Dinç, “Milletin Benimsemeyeceği Hiçbir Hareket Başarılı Olamaz”

Dinç, gündem ile ilgili değerlendirmelerde de bulunarak “Düşmanlarımız vardiyalı bir şekilde gece gündüz durmadan üst akıllarından almış oldukları emirler çerçevesinde nöbeti devir almak sureti ile ülkemizi bölmek, parçalamak; vatan hainlerine, dış güçlere teslim etmek için yarışıyorlar.  DAEŞ’i, PKK’sı vardı; şimdi kimsenin aklından bile geçmezdi yeni bir silahlı örgüt daha türedi. O silahlı örgüt, bunlardan daha tehlikeli olduğunu, bu milletin topuyla, tankıyla, tüfeği ve silahı ile bu milleti vurmak ve şehit etmek sureti ile maalesef ortaya koymuş oldu. Gerçi bir noktada hayır oldu; gerçekler anlaşıldı. Millet hakiki evrakları ile hainleri, pirincin içerisindeki beyaz taşları gördü. Vatanımızı bölmek isteyenlere karşı 15 Temmuz’da topyekün bir araya geldik. Partisi, ideolojisi, siyaseti, sosyal yaşamı ne olursa olsun bu milletin hakiki evlatları, millet, vatan, bayrak ve değerleri söz konusu olduğu zaman ne tür destanlar yazacağını ölümü öldürerek bir kez daha ortaya koymuştur. Bu millet alnından öpülesi, alkışlanası bir millettir. Rabbim, ülkemizi, milletimizi her türlü felaketten, sıkıntıdan, şerden korusun.” açıklamalarında bulundu. 

Atatürk’ün Çankırı halkını görünce "Bahtiyarlığımı Çankırı'nın sevgili halkı karşısında yüksek sesle ifade ediyorum. Kıyafeti medeni bir şekle dönüştürmek için kanun falan gerekmez, millet karar verir ve yapar." sözlerini hatırlatan Dinç, milletin benimsemeyeceği hiçbir hareketin, hiçbir şekil ve surette başarılı olamayacağını ifade ederek millete önderlik yapmış Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bıraktığı emaneti onun yolunda yürüyen millet tarafından en iyi şekilde muhafaza edileceğinin altını çizdi. 

Törenin ardından Ahmet Mecbur Efendi Bilim ve Sanat Merkezinde bulunan Atatürk odası ziyaret edilerek  Atatürk Fotoğrafları sergisinin açılışı gerçekleştirildi.


ÇANKIRI İŞGAL GÖRMEDİ AMA..

Hep övünmüşüzdür. Güzel yurdumuzda düşman postalının kirletmediği bir aziz toprak parçasıdır Çankırı diye. Ha düşmanın postalı ha şapkası...



ŞAPKA DEVRİMİ DENİLEN ŞEY BİR ZULÜMDÜR, CİNAYETTİR

1925 Ağustosunun son haftasında, Kastamonu’ya ve İnebolu’ya yaptığı bir gezide Mustafa Kemal fese ve hâlâ Anadolu illerinde giyilmekte olan geleneksel kıyafetlere savaş açtığında evet Çankırı'dan geçmiştir. Ancak yola Ankara'dan çıkmıştır. Çankırı'dan önce Akyurtdan geçmiştir. Şapka devrimleri ile Çankırı'nın bir ilgisi yoktur. Fotoğraflardan da görüleceği üzere kafasında beyaz bir şapka ile Çankırı'ya gelen Atatürk'e Çankırı'lı garip garip bakmaktadır.





Şapka Kanunu’nun çıkmasıyla birlikte Erzurum, Rize, Sivas, Maraş, Giresun, Kırşehir, Kayseri, Tokat, Amasya, Samsun, Trabzon ve Gümüşhane’de sert direnişler yaşandı. Ama hepsi çok şiddetli, hatta vahim bir şekilde bastırıldı…
Mesela Trabzon’un Of İlçesi, Hamidiye Zırhlısı tarafından bombalandı. “Bizim uşaklar”ın, “Atma Hamidiye atma, şapka da giyeceğuk, vergi de vereceğuk” diye aman dilemeleri meşhurdur.
Oysa, şapkadan başka bir başlık giymekte direnmenin cezası, kanuna göre, üç aya kadar hafif hapisti. Ama şapka, İstiklal Mahkemeleri’nin en önemli konusu haline getirilmişti. Ve şapkaya direndikleri gerekçesiyle, başta İskilipli Atıf Hoca ile Babaeski Müftüsü olmak üzere, Rize’de 8, Maraş’ta 7, Erzurum’da 4, Sivas’ta 3, İskilip’te 2, Menemen’de 28 olmak üzere, çeşitli yerlerde toplam 78 kişi idam edilmiştir.



Ardından 25 Kasım 1925’de çıkarılan yeni bir kanunla bütün erkekler için şapka giyme zorunluluğu getirildi. Böylece şapka dışında bir başlık giyilmesi cezayı gerektiren bir suç haline getirildi. Şapka Kanunu'na muhalefet ettiği gerekçesiyle idama mahküm olanlar arasında bir de kadından söz edilir. Bu, Erzurum’da (yıl 1926) bohçacılık yaparak hayatını kazanan “Şalcı Bacı”dır… Gazeteci Nimet Arzık, bu olayı duyduğunda bir hikâye yazdığını ve adını "Şalcı Bacı Asılmaya Gidiyordu" koyduğunu anlatmaktadır.
Nimet Arzık, Şalcı Bacı'nın "Şapka Kanunu'na Muhalefet suçundan asılacağı"nı öğrendiğinde çok şaşırdığını, "candarmalar" onu iterek sehpaya götürürken "Kadın şapka giye ki asıla?" diye sorarak geçtiği yollardaki "donuklaşmış" insanların içlerini kabarttığını ifade eder. 
Şalcı Bacı'nın "Kadın şapka giye ki asıla?" şeklindeki safça şaşkınlığını Nimet Arzık şöyle cevaplandırır:
“1 Kasım 1925’te kabul edilen Şapka Kanunu, Anadolu’da yer yer protestolara sebep olunca, hükümet demir yumruğunu kullanmaya karar vermiştir
“Konya, Maraş, Giresun, Rize, Erzurum, Kayseri gibi şehirlerde halkın şapkaya direnmesi, buralarda gezici İstiklal Mahkemeleri’nin dolaşmasına sebep olmuştur
“Bu mahkemeler sadece Erzurum’da 30 kadar idam hükmü vermiştir

HAKKIMIZI HELAL ETMİYORUZ

Şapka giymedikleri için Dalyan Camisi önünde asılan Güneysu'lı Sabit Tarakçı ve yedi arkadaşının adına..
Erzurumlu Şal Hatun adına
Katledildikten sonra ölü bedenine şapka geçirilen İskilipli Atıf Hocalar adına,
Bu sarık ancak bu başla birlikte çıkar diyerek ilmiği boynuna geçiren  onlarca masum adına
Sizlere hakkımızı helal etmiyoruz


SAVCILARA İHBAR EDİYORUZ

25 Kasım 1925 tarihinde mecliste kabul edilen 671 No'lu "Şapka İktizası Hakkında Kanun" ile TBMM üyeleri ve devlet memurlarına başlık olarak şapka giyilmesi zorunluluğu getirilmiş olup Türk halkı da buna aykırı bir alışkanlığın devamından men edilmiştir. 28 Kasım 1925 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Şapka Kanunu, 1982 anayasasının 174. maddesine göre "inkılap kanunları" (anayasaya aykırılığı iddia edilip iptal edilemeyecek kanun) arasındadır. Buradan ihbar ediyoruz. 23.08.2016 Günü Çankırı'da haberimizdeki fotoğraflardan da görüleceği üzere bütün devlet memurları halen yürürlükte olan Devrim kanunlarına açıkça muhalefet etmişlerdir. Söz konusu kişilerin şapka takmalarının sağlanması aksi taktirde cezalandırılmaları hususunu saygılarımızla arz ediyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Pusat 4 ay önce

İskilipli sapkadan degil vatan hainliginden asilmistir

Misafir Avatar
serdar 1 ay önce @Pusat

delilin nedir?

Beğenmedim! (0)
Avatar
Çankırılı 4 ay önce

Atatürk düşmanları boğulun kendi kininizde nefretinizde ....

Avatar
Korkut 4 ay önce

Ne o zorunuza mı gitti, Yunan ordusu halifenin ordusu diyen İskilipli atıfın peşindesiniz bu çağda. Çankırı'da size yer yok.

Misafir Avatar
talip 4 ay önce @Korkut

kim yunan elbisesi giydiyse hain odur

Beğenmedim! (3)
Avatar
vatandaş 4 ay önce

Şapka kanununun amacı yunan kıyafeti olan ve Osmanlının son dönemlerinde benimsenen fesi engellemek içindir. Yüz yıl sonrada okuma yazma bilmeyen cahiller fetöyü astılar diyebilir. Bazı hoca dediğiniz insanlar bugünkü gibi vatan haini ingiliz uşağı insanlardı.

Avatar
vatandaş 4 ay önce

Beyefendi tarih formasyonunuz nedir bilmiyorum lakin bu haberden anlaşıldığı kadarıyla tarihi kendi zihniyetinize yön veren insanlardan öğrenme eğilimindesiniz. Geçmişte yanlışlar olabilir bunlar eleştirilebilir ama sizin üslubunuzla değil. Eğer habercilik yapıyorsanız lütfen bu şerefli mesleği layığıyla yapmaya gayret ediniz, Çankırı halkı süreci bu sayfadan takip ediyor bunun değerini biliniz lütfen.

Avatar
Ali Osman Göl 4 ay önce

Bu gün Feto asılsa, yarın buna karşı çıkan yavşaklar her zaman çıkacaktır.

Avatar
abdullah 4 ay önce

yazıyı yazan cahil herif ne gazetecilikten nasibini almış ne de tarih bilgisinden,1.hamidiye alayları of ilçesini değil rizeyi bombalamıştır,2.iskilipli atıf şapka devrimleri sebebiyle asılmamıştır ilk mahkemesine şapka kanunu sebebiyle çıkmış ve beraat etmiştir,2.mahkemesinde vatan hainliğinden asılmıştır.ingiliz muhipler ve teali islam örgütü üyesi olan bu zat,öyle bir alim ki ingilizler, islamın koruyucusudur diye fetva vermiştir,sizin gibi yunan tohumlarının kıblesi elbetteki iskilipli atıf olur,tarih bilgisi yontulmamış kripto çankırılılar sizi,siz istesenizde istemesenizde o meydandaki heykele selam vereceksiniz ve gerçek çankırılının gönlündeki Atatürk sevgisine zarar veremeyceksiniz.

Avatar
Hasan 4 ay önce

"Eğer Meşrutiyet bir fırkanın istibdadından ibaret ise; bütün ins ü cinn şahid olsun ki, ben mürteciim. Şeriatın birtek mes'elesi uğrunda bin ruhum olsa fedaya hazırım!" diyen ve Meclis-i Meb'usanda Mustafa Kemal'e karşı: "Namaz kılmayan haindir, hainin hükmü merduddur." söyleyen ve İslâmî kıyafeti kat'iyyen ve aslâ tebeddül etmeyen ve kıyafetine ilişmek isteyen ve sonra kendi kendini öldürmekle tokadını yiyen Nevzad isminde Ankara valisine: "Bu sarık bu başla beraber çıkar" tarzında konuşarak boynunu göstermesiyle dokunulmayan bir zâta; hem Isparta, hem Eskişehir, hem Denizli Mahkemeleri dahi başını açtırmadıkları ve -son Afyon Mahkemesi müstesna- binlerce halk ve yirmi polislerin bulunduğu sıralarda bile başını açması ihtar edilmediği ve münzevi olduğu halde; o düşüncesiz memurların manasız ihanet için müdahale niyeti, doğrudan doğruya anarşilik hesabına vatan ve millete tehlike getirmeğe çalışmaktır.
Emirdağ Lahikası-2 ( 19 )

banner13

banner16