Balfour Deklarasyonu Bir Utanç Vesikasıdır


Sivridağ, 100 yıl önce bugün (2 Kasım 1917), İngiliz savaş kabinesi dışişleri bakan Lord Arthur James Balfour'un, uluslararası Siyonist Kongre'nin en önemli liderlerinden Lord Rothschild'e yazdığı mektuba işaret ederek: 
"Bundan tam 100 yıl önce bugün, İngiliz Savaş Kabinesi’nin Dışişleri Bakanı Lord Arthur James Balfour, bir mektup yazdı. Mektubun muhatabı Uluslararası Siyonist Kongrenin en önemli liderlerinden Lord Rothschild idi. Mektupta, İngiliz hükumetinin bir Yahudi devleti için her türlü çabayı ortaya koyacağı doğrultusunda alınan kararlardan haber veriliyordu. Bu taahhüt 1948 yılında bir terör devletiyle sonuçlandı. Filistin’in gerçek sahipleri için ise süreç tam bir felakete dönüştü.
Balfour Deklarasyonu olarak bilinen bu mektup, emperyalist zihniyetlerin çirkin yüzünü en açık şekilde ortaya koymaktadır.Zira kendi inhisarında olmayan bir yerle alakalı olarak o yerin gerçek sahiplerine rağmen bir başkalarına taahhütte bulunuluyordu.
Maalesef bu emperyalist yaklaşımı İngiltere’nin mevcut hükümeti bir şeref unsuru olarak görmekte ve 100. yıl kutlamaları yapmaktadır. Kabulü mümkün olmaz bu yanlış ve emperyalist tavrı açıkça kınıyorum."dedi.


BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI, KİM NE DERSE DESİN BİR EMPERYALİST PAYLAŞIM SAVAŞIDIR


Sivridağ, 1492 coğrafi keşiflerle birlikte önce Amerika’yı, ardından Afrika, Avustralya ve Asya Pasifik’i yağmalayan sömürgecilerin, en son İslam coğrafyasının kalbinde, bugün adına Ortadoğu denilen topraklarda kendi kurdukları taşeron terör örgütleriyle kaos ve kargaşayı tırmandırdığını, kan ve göz yaşının sel olup aktığını, milyonlarca müslümanın göçe zorlandığını ve topyekün bir vahşet ve katliam yaşandığını belirterek şöyle söyledi:
"Yüzyıllar öncesinden uygulamaya konan sömürü planlarıyla, dünyada para trafiğine ve finans sistemine yön veren ırkçı emperyalizm en başta İngiltere hükümetini kendi hesabına kullanmaya başlamıştır. Irkçı emperyalizmin yani Siyonizm’in etkisinden kalan İngiltere Savaş Kabinesi, Filistin topraklarını, Siyonistlere açma kararı almıştır.
Birinci Dünya Savaşı, kim ne derse desin bir emperyalist paylaşım savaşıdır. Bugün demokrasi, insan hakları ve özgürlük kelimelerini dillerinden düşürmeyen İngiltere ve Fransa başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesi yağma ve talandan aldıkları payı artırmak için savaş teknolojileri ile birer işgalci olarak topraklarımıza gelmişlerdir.
İşgal altındaki Filistin toprakları, İngiliz Manda Yönetimi’nin teşvikiyle Yahudi yerleşimine açıldı. 1922 yılında kısa bir süre içerisinde Filistin’deki Yahudi nüfusu 83 binden 467 bine çıktı. Yahudilerin elindeki arazi de 60 bin hektardan 155 bin hektara ulaştı. Şimdi ise topyekün Ortadoğu’yu egemenlikleri altına almak istemektedirler.
Filistin halkı, kendi topraklarına Siyonist Yahudilerin yerleştirilmesini kabul etmedi. 1920, 1921 ve 1929 yıllarında üç büyük direniş gösterdi.  İngiltere bu direnişleri kanlı bir şekilde bastırdı. 
İkinci Dünya Savaşı’nın bitiminde İngiltere 15 Mayıs 1948’de Filistin topraklarından çekilirken, bir gün önce 14 Mayıs 1948’de Siyonist Yahudiler, İngiltere’nin yardımıyla işgal ettikleri Filistin topraklarında İsrail adında bir devlet kurduklarını ilan etmişlerdir.
Hangi inançtan ya da ırktan olursa olsun kalbinde zerrece merhamet olan herkes, aklı selim sahibi olan herkes, Siyonist İsrail’in insanlığın baş belası olduğunun farkındadır.
Aynı şekilde, Birleşik Krallık’ta yaşayan ve Siyonist sermayeyle çıkar ilişkisi olmayan hemen hemen herkes İsrail’in bir terör örgütü gibi davrandığının farkındadır.
Bir hükümete, hem insan haklarından, özgürlüklerden ve demokrasinden bahsedip hem de işgalci İsrail’e arka çıkmak iki yüzlülük olarak yeter.
Bugün (2 Kasım 2017) Balfour Deklarasyonu’nun 100. Yıldönümü. Bu deklarasyon İngiltere’nin utanç vesikasıdır.  
İngiltere bu deklarasyondan ötürü öncelikle başta Filistin halkı olmak üzere bütün Ortadoğu halklarından ve bütün insanlıktan özür dilemelidir.

BU GENİŞLEME VE İŞGAL PLANLARIYLA TÜRKİYE'Yİ DE İÇİNE ALAN BİR COĞRAFYADA BÜYÜK İSRAİL'İN KURULMASI AMAÇLANMAKTADIR


İşgalci İsrail’in Filistin halkının topraklarındaki varlığı tüm coğrafyamız için bir problemdir. Filistin halkının yaşadığı dram; demokrasi, insan hakları ve özgürlüklerden bahseden İngiltere’nin sorumluluğudur. Filistin sorunu çözülmeden bu coğrafyaya barış gelmez. Filistin halkı özgürlüğüne kavuşmadan bu coğrafyaya barış gelmez. Filistin halkı topraklarına kavuşmadan bu coğrafyaya barış gelmez.
Balfour Deklarasyonu’nun 100. Yılında İngiltere bu utanç vesikasının yükünü omuzlarından atmalıdır.
Tüm insanlığa baş belası olan Siyonist İsrail’e hamilik yapan İngiltere’dir.
Filistin halkının topraklarının gasp edilmesinin hesabını önce İngiltere vermelidir.
Filistin halkı yalnız değildir. Çünkü Kudüs yalnız değildir. İşgal ebediyen sürmeyecektir. Zulüm ebediyen sürmeyecektir. 
Zafer inananlarındır ve zafer yakıdır"
 


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.